Zayıflama ve Detoksu şimdi bir de e-learning aracılığıyla öğrenin

The LifeCo kişilerin yaşam kalitesini arttırmak için sunduğu hizmetlere bir yenisini daha ekledi. Birçok makale, pratik bilgi ve ipuçlarıyla dolu websitesinden Zayıflama ve Detoks konulu ilk e-learning projesini duyurdu. e-Learning, genellikle internet üzerinden yayınlanan, belirli öğretimsel metodolojilere göre hazırlanmış, sesli, görüntülü, animasyonlu ve etkileşimli eğitimlerin bireyin kendi kendine öğrenmesine olanak veren bir öğrenme şeklidir.
Zayıflama ve DetoksZayıflama ve Detoks
Zayıflama ve Detoks, detoksun kilo vermeye ve kiloyu sağlıklı bir şekilde korumaya nasıl yardımcı olduğunu anlatan online bir rehber. Bu rehber içerisinde ayrıca, vücudunuzun arınmasına yardımcı olma yolları ve ideal kiloya ulaşmanın ipuçları da yer alıyor.
The LifeCo’nun e-learning yöntemini tercih etmesinin sebeplerinden biri görsel malzeme, animasyon ve ses ile zenginleştirilen eğitimler sayesinde kişilerin daha çok ilgi göstermeleri ve daha etkin bir şekilde öğrenebildikleri gerçeğidir. Bir diğer sebep ise kullanıcılara bu bilgilendirici, eğlenceli ve etkileşimli rehbere kullanıcıların istedikleri yerden ve istedikleri zaman ulaşabilme imkanı vermektir.
Kullanıcılar bu online rehberi istedikleri hızda izleyebilir, istedikleri zaman tekrar edebilir ve tamamladıktan sonra istedikleri an referans kaynağı olarak kullanabilirler.
Hepsi bu kadar da değil. Kullanıcılar doldurdukları anket doğrultusunda rehberin sonunda kendileri için özelleştirilmiş bir e-posta alıyorlar. Böylece yaşam tarzlarında basit ama çok etkili değişimler gerçekleştirebiliyorlar.
7/24 bu rehbere erişebilirsiniz, tek ihtiyacınız olan www.thelifeco.com.tr adresine girmek. Aynı rehberin İngilizce versiyonu olan Weight Loss and Detox e-learning projesi www.thelifeco.com adresinde yayında.

Zeynep Şahin

HAYDİ İZMİR!

İzmir, EXPO 2015 için yarışan iki şehirden biri… Diğeri Milano. Bir süredir hükümet ve muhalefetin desteklediği tanıtım sürüyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül geçen hafta İzmir’in tanıtımını yapmak üzere Paris’e gitti. Expo 2015 bizi neden mi ilgilendiriyor? Çünkü EXPO 2015 için seçilen konsept ‘Daha iyi bir dünya için yeni yollar ve herkes için sağlık’ yani tamamıyla bizimle uyumlu… Yeni bir yaşam tarzı, sağlıklı yaşam, terapiler, spalar… Ve tabii ki dünyanın en güzel efsane kadınlarının, Hellen’in, Afrodit’in doğduğu coğrafya…

6 ay sürecek fuarın İzmir’de düzenlenmesi halinde İzmir’i 16 milyon kişinin gezmesi ve ziyaret sayısının 40 milyonu bulması bekleniyor. EXPO 2015 ile İzmir ve çevresine altyapı ve ulaşımla birlikte yaklaşık 20 milyar dolarlık yatırım yapılması planlanıyor.

1851 yılında Londra’da ilk kez düzenlenen EXPO’larda insanlık, hep yeniliklerle tanışmış. 1876 Philadelphia EXPO’da telefon, daktilo, dikiş manikası vardı. Sokak aydınlatmalarında elektriğin kullanılması projesi ilk kez 1893 Chicago EXPO’da, televizyon ise “Geleceğin Dünyası” temasıyla düzenlenen 1940 New York EXPO’sunda kamuoyuna tanıtılmış. Paris’in sembolü Eyfel Kulesi ise 1889 Paris EXPO’su için yapılmış.

Sıra dileriz İzmir’de olur. Önce bütün pozitif enerjimizi Paris’e göndereceğiz… Sonra da dünya tarihine yazılacak bir yeniliğin İzmir EXPO’dan çıkması için çalışacağız demek ki… 7 yılımız var, göz açıp kapayıncaya kadar geçer…

- Melda Onur

e-Öğrenme ile Kişiselleştirilmiş Eğitim İmkanı

Sınıf içi eğitimlerde eğitmen sınıftaki çoğunluğun seviyesine göre ilerlemek zorundadır. Katılımcılardan biri konuyu anlamakta zorlandığında, yaşadığı bu zorluğu belirtene kadar, eğitmen durumdan habersiz olacak ve anlatımına devam edecektir. Bu katılımcı çektiği zorluğu bildirse dahi, eğitmen çoğu zaman sınıfın çoğunluğuna göre hareket etmek zorunda kalabilir. Özetle, sınıf içi eğitimlerde eğitmenin her katılımcının anlama yeteneğine ve hızına göre hareket etmek gibi bir lüksü bulunmamaktadır. Ancak e-öğrenme sayesinde kişiler istedikleri hızda ilerleyebilir, anlamadıkları konuları tekrar edebilirler. Aynı zamanda, ön testler hazırlanarak, kişinin bilgisi ölçülebilir ve eğitimin sadece ihtiyacı olan kısmını alması sağlanabilir. Kişi her bölümü tamamladığında bilgisini ölçer, eğer başarılı olursa, yeni bölüme geçip devam eder, başarılı olamazsa aynı bölümü tekrar etme şansına sahiptir. E-öğrenme, bu özelliği sayesinde kişilere geleneksel eğitimden daha kişiselleştirilmiş bir eğitim imkanı sunmaktadır.

Zeynep Şahin

oyunlar

“Oyunumu tamamlamadan kesinlikle bilgisayarımın başından kalkmam” cümlesi hepinize tanıdık geliyor değil mi? Peki kişilerin bilgisayar oyunu karşısında saatlerini harcamasının altında yatan gerçek sebep nedir? Oyunlar kişiyi sadece eğlendirmekle kalmaz, aynı zamanda kişiye meydan okur, belirli bir rol ve tamamlaması gereken bir hedef verir. “Kullanıcılara meydan okursanız, daha iyi öğrenirler” gerçeği oyunların öğrenme üzerindeki etkisini vurguluyor. Sadece eğlendirme amacı taşımayan, eğlenceyle beraber öğretmeyi de hedefleyen oyunlar Ciddi Oyunlar olarak adlandırılırlar. Günümüzde oyunların artık eğlence kaynağı olmaktan çıkıp, eğitimde bir araç olarak kullanılmaya başladığını ve bu eğilimin özellikle son yıllarda büyük bir ivme kazandığını görüyoruz. Kişilerin, hangi yaşta olurlarsa olsunlar, oyun oynamaktan büyük zevk aldıkları ve bu etkinlik sonucunda daha kalıcı öğrenme sağladıkları biliniyor. Ne demişler, (Marshall McLuhan) “Öğrenme ile oyunları birbirinden ayrı tutan kişi, öğrenme hakkında bir şey bilmiyordur.”

Zeynep Şahin

Münih’ten Saf Tünel’e…

mnh-intl-ladies-saf.JPG7 Mayıs Pazartesi günü Saf Organik Restoran ve Bar‘ı Münih Uluslararası Kadın Kulübü üyeleri ziyaret etti. Expat Harem editörlerinden Türkiye’de yabancıların kültürel uyum tecrübelerini dinleyen farklı ülkelerden 27 ziyaretçi oldukça hoş bir gece geçirdi.

Kulübün üyesi Bilge Aksu-Doerr’in favori içkisi Hafif Rüzgar, karışım uzmanı Joe McCanta tarafından ziyaretçilere sunuldu. Türk rakısı, fesleğen ve limon içeren Hafif Rüzgar gerçekten de ilginç ve rakının baskın tad vermediği başarılı bir karışım!

- Lisa Johnson

Yolculuklarım: ABD’den Moldova’ya, Şimdi The LifeCo

Üniversiteden birçok hayali olan, önündeki yolculukları heyecanla bekleyen, üniversitede öğrendiklerinden ve başarılar yaşadığı ağır spordan güveni yüksek bir genç olarak mezun olmuştum.

İlk iş olarak Amerika macerasına atıldım. İyi bir üniversitede finans mastırına girdim. Amerika’da finans sektöründeki en gelişmiş ve “seksi” uygulamaları gördüm, iş geliştirme ile ilgili çok ilginç fikirler öğrendim, birçok projeyi inceleyip fiyat biçtim, bol bol matematik yaptım. Bunların gerçek hayatta ne ifade ettiklerini bilmeden epey büyük işler yaptığıma inandım. Amerika’da bir müşteri olarak olabilecek en iyi pazarlama okullarından birine gitmiş oldum, paramın nasıl uçtuğu üzerine düşününce birçok enteresan pazarlama fikrini öğrenmiş oldum. İş hayatı ile bu şekilde tanışırken bir yandan Amerika’daki insanları tanımaya başladım ve dışarıdan çok gelişmiş ve yüksek hayat standartları olan bu toplumda birçok mutsuz, sağlıksız ve problemli insan olduğunu gördüm. Modern hayatın gelişmişliğinde problemler olduğunu fark ettim.

Mastır sonrası Amerika’daki kötü ekonomi beni Moldova macerasına itti. Burada gene iş hayatı ile ilgili çok değişik deneyimler kazandım, Avrupa’nın en fakir ülkesinde ciddi başarılar kazanan kampanyalar hazırlamaya yardımcı oldum. Zor işleri başarmanın verdiği tatminleri tattım. Moldova’daki iş hayatımda karşılaştığım en zor görevin insanlara umut vermek olduğunu düşünüyorum. Çok uzun süre tutulmayan sözlerle umutsuzluğa itilmiş bir toplumda bir insanları bir amaca motive etmenin ne kadar zor olduğunu ama insanlara umut aşılayıp bir amaç üzerine çalıştıklarında bunun sonuçlarını aldıklarını göstermenin ne kadar güçlü olduğunu gördüm. Umudun ve hayal kurmanın gücünü burada bir kere daha keşfettim.

Amerika ile karşılaştırdığımda çok daha fakir olmalarına rağmen çok daha fazla mutlu insanın sokaklarda geziyor olması da beni şaşırtıyordu. Sanırım yükleri daha hafif olan, doğayla iç içe yaşayan, duygularını ve sevgilerini fazla sansürlemeden dışarı vuran insanlar fakir olsalar da daha mutlu olabiliyorlardı.

Moldova sonrası atıldığım The LifeCo macerası bana insan doğası hakkında daha önce bilmediğim birçok şey olduğunu öğretti. Bu konuda okudukça ve deneyim kazandıkça insan denilen muhteşem makine hakkında ne kadar az şey bildiğimi gördüm, popüler kültürde ne kadar çok yanlışların olduğuna şaşırdım. Aslında daha önce özellikle Amerika’da fark ettiğim sosyal rahatsızlıkların insan doğasına uygun yaşamamaktan ortaya çıktığını anladım. Kişisel olarak yediğim, içtiğim, yaptıklarım ve düşündüklerim üzerine deneyler yaptığım bir döneme girdim. Aynı zamanda iş hayatıyla ilgili oldukça deneyim kazanmış olduğunu sanırken yeni bir iş kurmanın ne kadar farklı bir sanat olduğunu, bu konuda aslında ne kadar sığ bir bilgim olduğunu görmüş oldum. Kişisel yolculuğumun en heyecanlı ve enteresan bölümlerinden birinde merakla yürüyorum.

Herkese iyi yolculuklar…

- Tolga Gemicioğlu

Expat Harem Martini Özel Gecesi

Tales from the Expat Harem editörü Anastasia Ashman, martiniyi test ediyor…

Türkiye’deki yabancı kadınların yaşam ve gezi tecrübelerini anlatan, yurt dışında da büyük ilgi Tales from the Expat Harem kitabı bir kokteylin de esin kaynağı oldu. Türkçe’ye, “Türkçe Sevmek” adıyla çevrilen antolojiyi okuduysanız, ya da bir şekilde haberiniz olduysa, ‘Expat Harem Martini’nin baharatlı, taze ve parıldayan bir kokteyl olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Saf Martini Bar‘ın karışım uzmanı Joe McCanta hayal kırıklığına uğratmayacak bir karışım hazırladı; votka, salatalık, Saf’ın kendi üretimi zencefil birası ve yeşil elma suyu. Isınan İstanbul havalarında ateşinizi almaya aday bir kokteyl!

Expat Harem Martini daha şimdiden Istanbul Nights blogu tarafından denendi ve bu hafta Saf Martini Bar’da resmen sahneye çıkıyor.

The Expat Harem Martini!Tarih: 29 Mart Perşembe 2007
Saat: 18:30-20:30
Yer: Saf Organik Bistro & Martini Bar, Ensiz Sok. 1/A, Tünel (House Café’nin yanı)
Gecenin özel içeceği: Expat Harem Martini - Özel tanıtım fiyatı - gece boyunca 13 YTL
Ücretsiz Tadım Fırsatı: Saf’ın harika mezeleri etkinlik boyunca tadımınıza sunulacak

Ve tabii ki, bu özel gece “Türkçe Sevmek” / “Tales from the Expat Harem” kitabının yaratıcısı ve yazarlarıyla bir araya gelip sohbet etmek için harika bir şans.

Özel gecemiz hakkındaki düşüncelerinizi de daha sonra blogumuza yorumlamanız dileğiyle…

- Lisa Johnson

Türk Blog Yazarları Sosyal Ağı Kuruldu

The LifeCo blogu, alışılageldik bir şirket blogu olma amacında değil. Gerçi “Türkiye’de kaç tane şirket blogu var ki, alışılageldik olalım” diye düşünmek mümkün, ama biz yurt dışındaki örnekleri de düşünerek kurumsallığa sıkışıp kalmak istemiyoruz.

The LifeCo ile bir şekilde etkileşime girmiş ya da girmeyi düşünenlerle ve tabii İnternet’te yolu bir şekilde bizim sayfalarımıza düşmüş herkesle buradan da diyalog kurmayı istiyoruz. Bunlara diğer blog yazarları da dahil.

Türk blog yazarlarını bir araya getiren güzel bir girişimi de bu doğrultuda burada paylaşmak isteriz. Ning.com’da artık Türk Blog Yazarları sosyal ağı kuruldu. Türkiye’de yüz binlerce blog yazarı olduğunu tahmin ediyoruz, biz kaydolduk bile, blogyazarlari.ning.com adresinden siz de olabilirsiniz. Şimdiden sıcak bir ortam oluştu, arkadaşlarımız artıyor, ne mutlu…

- Cihan Salim

Hipokratlar İstanbul’daydı

Geçtiğimiz hafta, The LifeCo olarak Hippocrates Health Institute‘den Anna Maria Clement ve eşi Brian Clement’i ağırladık. Dünyanın öncü doğal sağlıklı yaşam çözümleri sunan Hippocrates Enstitüsü 50. yılını kutluyor. Elde ettikleri üstün tecrübenin yanında, sürekli olarak araştırma çalışmalarına devam ediyorlar.Brian ve Anna Maria

Önce bize, ardından basın mensupları ve de davetlilere sağlıklı yaşam için önemli ipuçları verdiler. Önümüzdeki günlerde, hem The LifeCo web sitemizde, hem de burada blogumuzda onlardan aldığımız detaylı bilgileri paylaşmayı planlıyoruz.

Kişisel olarak, benim ilgimi ve dikkatimi çeken noktalardan bazıları şimdi aktarmak isterim:

 

“Bugün, eski çağlarda atalarımızın yaşadıklarından daha kısa yaşam sürüyoruz, bunun nedeni de, doğayla uyumu gittikçe kaybediyor oluşumuz. Doğaya yakın ve uyumlu yaşayan topluluklar her zaman daha uzun bir yaşam beklentisine, daha az sağlık sorununa sahiptir. Çoğumuz, yanlış biçimde, yaşlılığın fiziki ve ruhi yıpranma getirdiğine, kararsızlık, hafıza kaybı, cinsel isteksizlik gibi pek çok değişikliğe neden olduğuna inanırız.

Düşüncelerimizi sadeleştirmemiz, farkındalığımızı yükseltmemiz, ruhumuza enerji yüklememiz gerekir. Bu olumlu etkinlikler vücudu canlı ve kendi kendine yeterli, hareketli kılar. Heyecan, enerji dolu olduğunuz gençlik yıllarınızı gözünüzün önüne getirin. O günlerdeki gibi kendinizi ödüllendiren, mutlu eden şeyler bulmaya devam edin. Geçmişe takılmayın, bugüne değer verin, yarını heyecanla bekleyin. Güzel bir şekilde uzun yaşamak için fazlalıklardan kurtulmak gerekir. Hafif bir beslenme programı, olumlu düşünme, egzersiz, ruhsal bir gaye ve amaç sahibi olmak uzun ve verimli bir yaşamın temel taşlarıdır.”

Clementler’in söylediği daha pek çok önemli nokta var, beslenmeden yaşam tarzımıza, yapılması gereken aktivitelere kadar. Paylaşmaya devam edeceğiz.

- Cihan Salim

Kutlama ve Merhaba

Detoks ve ”Sağlıklı Yaşam” prensipleri ile yeni tanışmış sayılabileceğimden, bu uygulamaların hayatım, sağlığım ve kendimi daha iyi hissediyor olmamdaki payını sevinçle görüyor, daha ”iyi” olabilmek için destek almış oluyorum.

Bu ‘blog’un oluşturulmasının da verilmekte olan desteklerden bir tanesi olacağı düşüncesindeyim. Fırsatım olduğunca kullanacağım, teşekkürler, tebrikler.