Yolculuklarım: ABD’den Moldova’ya, Şimdi The LifeCo
Üniversiteden birçok hayali olan, önündeki yolculukları heyecanla bekleyen, üniversitede öğrendiklerinden ve başarılar yaşadığı ağır spordan güveni yüksek bir genç olarak mezun olmuştum.
İlk iş olarak Amerika macerasına atıldım. İyi bir üniversitede finans mastırına girdim. Amerika’da finans sektöründeki en gelişmiş ve “seksi” uygulamaları gördüm, iş geliştirme ile ilgili çok ilginç fikirler öğrendim, birçok projeyi inceleyip fiyat biçtim, bol bol matematik yaptım. Bunların gerçek hayatta ne ifade ettiklerini bilmeden epey büyük işler yaptığıma inandım. Amerika’da bir müşteri olarak olabilecek en iyi pazarlama okullarından birine gitmiş oldum, paramın nasıl uçtuğu üzerine düşününce birçok enteresan pazarlama fikrini öğrenmiş oldum. İş hayatı ile bu şekilde tanışırken bir yandan Amerika’daki insanları tanımaya başladım ve dışarıdan çok gelişmiş ve yüksek hayat standartları olan bu toplumda birçok mutsuz, sağlıksız ve problemli insan olduğunu gördüm. Modern hayatın gelişmişliğinde problemler olduğunu fark ettim.
Mastır sonrası Amerika’daki kötü ekonomi beni Moldova macerasına itti. Burada gene iş hayatı ile ilgili çok değişik deneyimler kazandım, Avrupa’nın en fakir ülkesinde ciddi başarılar kazanan kampanyalar hazırlamaya yardımcı oldum. Zor işleri başarmanın verdiği tatminleri tattım. Moldova’daki iş hayatımda karşılaştığım en zor görevin insanlara umut vermek olduğunu düşünüyorum. Çok uzun süre tutulmayan sözlerle umutsuzluğa itilmiş bir toplumda bir insanları bir amaca motive etmenin ne kadar zor olduğunu ama insanlara umut aşılayıp bir amaç üzerine çalıştıklarında bunun sonuçlarını aldıklarını göstermenin ne kadar güçlü olduğunu gördüm. Umudun ve hayal kurmanın gücünü burada bir kere daha keşfettim.
Amerika ile karşılaştırdığımda çok daha fakir olmalarına rağmen çok daha fazla mutlu insanın sokaklarda geziyor olması da beni şaşırtıyordu. Sanırım yükleri daha hafif olan, doğayla iç içe yaşayan, duygularını ve sevgilerini fazla sansürlemeden dışarı vuran insanlar fakir olsalar da daha mutlu olabiliyorlardı.
Moldova sonrası atıldığım The LifeCo macerası bana insan doğası hakkında daha önce bilmediğim birçok şey olduğunu öğretti. Bu konuda okudukça ve deneyim kazandıkça insan denilen muhteşem makine hakkında ne kadar az şey bildiğimi gördüm, popüler kültürde ne kadar çok yanlışların olduğuna şaşırdım. Aslında daha önce özellikle Amerika’da fark ettiğim sosyal rahatsızlıkların insan doğasına uygun yaşamamaktan ortaya çıktığını anladım. Kişisel olarak yediğim, içtiğim, yaptıklarım ve düşündüklerim üzerine deneyler yaptığım bir döneme girdim. Aynı zamanda iş hayatıyla ilgili oldukça deneyim kazanmış olduğunu sanırken yeni bir iş kurmanın ne kadar farklı bir sanat olduğunu, bu konuda aslında ne kadar sığ bir bilgim olduğunu görmüş oldum. Kişisel yolculuğumun en heyecanlı ve enteresan bölümlerinden birinde merakla yürüyorum.
Herkese iyi yolculuklar…
- Tolga Gemicioğlu
Filed under: The LifeCo'da biz on Nisan 4th, 2007
Leave a Reply